#Oyunculuk eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#Oyunculuk eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2016 Cumartesi

Diksiyon Nedir? ve Ses Organlarını Geliştirme Çalışması

DİKSİYON

Sözlüklere bakıldığında, diksiyon konusunda, birbirine tamamlayan, birbirine yakın tanımlarla karşılaşılır: "Konuşulan dilin incelenmesi ve kullanılması;seslerin, sözcüklerin, vurguların, anlam ve heyecan duraklarının hakkını vererek söyleme";"Kelime seçimi, söz tarzı, ifade, üslup"; "Bir şiiri, bir nutku, bir piyesteki rolü: söylemek, okumak tarzını belirten sanat"; "Tiyatro ve benzeri sözlü edebiyat ürünlerinde, dilin müzik karakterini en büyük başarı ile yaşatabilme yeteneği..." gibi tanımlar bunlardan bazılarıdır. 

Bu konuda Türkçe yazılmış kitaplarda da tanımlar bunlardan çok farklı değildir: "Diksiyon demek, Latince manasıyla "demek" olduğuna göre, Türkçede de 'demek' kelimesi "doğru söz söyleme sanatı" diye tabir edilebiliriz.

"Diksiyon söz söyleme sanatıdır". Düzgün ve güzel konuşmanın gerekliliklerinden bahseden bir konudur. Bu konunun amacı da, bu beceriyi salt tiyatro sanatçı­ları ile ilgili görmeyip, genel olarak düşünüp incelemeyi önerir ve bunu, "güzel söz söylemek, güzel konuşmak, güzel okumak, nutuk, şiir ve hitabe söylemek, konferans vermek" gibi konuları öğrenmede yardımcı olmak amaçlanmıştır.

Şimdi basitçe tanımını öğrendiğimize göre, işleniş ve uygulamalara geçebiliriz. 

SES ORGANLARINI GELİŞTİRME


Ses organlarının eğitimi diksiyonun altyapısını oluşturur. Ses organları eğitimsiz olduğunda diksiyon çalışmalarının her
aşamasında tıkanıklıklar oluşacaktır. Diksiyon çalışmalarının kendisi de dolaylı şekilde ses organlarının gelişimine yol açar. Ana ses organlarını tek tek ele alalım ve geliştirilmeleri için alıştırmalar yapalım.

DİL

Dilimiz ünlüleri hariç tutarsak diğer tüm seslerin çıkarılmasında mutlaka kullandığımız çok önemli bir ses organımızdır.
“a,e,ı,i,o,ö,u,ü” den oluşan ünlülerin dilimiz sabit dururken seslendirilmeleri mümkündür. Sadece farklı ünlülerde çene ve ağız içinin aldığı pozisyonun değişimine paralel olarak değişik pozisyonlar alabilir. Ancak dil özellikle bazı seslerin çıkarılmasında en önemli fonksiyonları icra eder. Dil ağız içinde çok rahat hareket edebilmelidir. Dilin ön alt dişlerin köküne, ön alt dişlerin üst bölümüne, ön üst dişlerin köküne, kıvrılarak üst dudağa dokunabilmesi gerekir. Dilin ucu rahatlıkla kasılabilmeli ve kıvrılabilmelidir. Dilin ağız içinde sağ ön ve arka yönde, sağ ve sol yönde veya ucundan kıvrılarak geriye doğru hareketi rahat olabilmelidir. Eğer dilimizin kaslarının dilimize rahat bir şekilde hakim olmasını sağlayamazsak özellikle dilimizi kullanarak çıkardığımız seslerin bozuk çıktığını görürüz. Değişik milletlerin dillerindeki fonetik özellikler farklı dil yeteneklerini gerektirebilir. Örneğin Japonca “tsu” sesi, İngilizce “the” sesi, Arapça’daki “peltek z” Türkçe fonetiğinde bulunmaz. Bu sesleri çıkarabilmek için de o milletlerin fonetikleri çerçevesinde dilimizi geliştirmemiz gerekir. Eğer dilimizin kullanımının genel anlamda geliştirilmesini sağlamayı başarırsak, bu yeteneğimiz yabancı dil öğrenirken “telaffuzpronounciation” sorununu çok kolay aşmamızı sağlayacaktır. Türkçe’de dil tembelliğinin en fazla olumsuz etkilediği sesler şunlardır: “c, ç, d, j, l, n, r, s, ş, t, z” Eğer bu seslerden herhangi birini çıkarmakta güçlük çekiyorsanız veya seste boğukluk, oluşuyorsa dil egzersizleri üzerinde yoğunlaşmanız gerekecektir.

DİL GELİŞTİRME ALIŞTIRMASI

Aşağıdaki alıştırmaları dilinizi yöneten ağız içi kaslarınızı iyice yoracak kadar uzun süre ve abartılı olarak tekrar
ediniz.

  • -Dilinizi ağzınızda sakız çiğner gibi hızla çiğneyiniz.
  • -Dilinizi ağzınızın içinde, çenelerinizin dışından, dudaklarınızın altından dairesel hareketlerle hızla dolaştırınız.
  • -Dil ucunu ön alt dişlere dayandırarak ağız içinde köklerden ileri geri hareket ettiriniz.
  • -Dilinizi iyice dışarı çıkarınız. İterek uzun süre dayanınız.
  • -Dilinizi yuvarlatıp daralttığınız dudaklarınız ve çeneleriniz arasından içeri-dışarı hareket ettiriniz.
  • -Dilinizin ucunu ön alt dişlerinize dayandırınız ve dilinizi kökünden içeri dışarı hızla hareket ettiriniz.

ÇENE

Güzel konuşmada çenenin rolü çok önemlidir. Tüm dillerdeki tüm harfler çenenin kullanımıyla seslendirilirler. Konuşma esnasında çene hızla birbirinden farklı hareketleri ardarda gerçekleştirmek zorundadır. Çene açılır, kapanır, daralır, genişler. Alt çene ileri ve geri hareket eder. Ağzımızın üst bölgesinde bulunan dişlerin bağlı olduğu kemik yapısı sabittir. dolaysıyla tüm bu hareketler alt çeneyi yöneten kaslar tarafından gerçekleştirilirler. Dikkat edelim: “ııı” sesini çıkardığımızda çene geriye doğru çıkmaya zorlanır. “aaa” sesini çıkardığımızda hizasından aşağıya doğru açılır. “Üüü” sesini çıkardığımızda ileriye doğru geçmeye zorlanır. ^ne” dediğinizde daralıp birden açılır. “Sen” dediğimizde önce kapanır, sonra açılır ve sonra yine kapanır. Tüm bu son derece karmaşık ama gerçekten karmaşık hareketleri inanılmaz bir hızla gerçekleştirir. Çenemizin kullanımında sorunlarla karşılaşabiliriz. Çene kasları geliştirilmemiş ve kondisyonsuz olduğunda değişik hareketleri düzenli olarak ve sorunsuz şekilde yapamayız. Bu durumda bazı çene hareketleri kaybolur ve bu kayboluş seste de kayıp oluşturur. Diğer önemli sorun “çene darlığı”dır. Türkiye toplumunda yaygın bir çene darlığı olduğu söylenmektedir. Dar çene açık ve yuvarlak sesleri bozuk seslendirir. Örneğin “aa”, “ıı” gibi anlaşılabilir. “Ooo”, “uuu” gibi anlaşılabilir. Eğer çenemizi yeterince sağlıklı kullanamıyorsak tüm seslerin çıkarılmasında sorunlar yaşayabiliriz.

 ÇENE EGZERSİZLERİ VE ÇALIŞMASI

Aşağıdaki alıştırmalarla çene açıklığını sağlama ve çenemizin her hareketi rahatlıkla yapmasını temin etme amaçlanmıştır. Tüm egzersizleri aşırı abartı ile gerçekleştirmelisiniz.


  • Elinizi alt çenenize dayayarak “çak çak” diye bağırın. Aşağıya itilen çenenizin yukarıya itilmesini sağlayın. Böylece çenenizi aşağıya iten kaslarınızın güçlenmesini sağlayın.
  • İki elinizin içiyle yanak kemiklerinize masaj yapın. Avuçlarınızı alt çenenize doğru çekip çenenizi açın.
  • Yumruk yapılmış iki ellerinizle çenenizin altından bastırın. Alt çenenizi açın, başınızı geri itin ve alt çenenizi
  • kapatın. Tekrar çenenizi açın ve başınızı daha geriye itin. Tekrar yapın.
  • Çenenizi hızla iyice açıp kapatın. Hızlanın.
  • Çenenizi hızla ileri, geri hareket ettirin.
  • Çenenizi dairesel hareketlerle hızla döndürün.


DUDAK

Dudakların kullanılmaması durumunda bazı seslerin çıkarılması kesinlikle mümkün değildir. Dudak tembelliği olan kişiler özellikle dudakların kullanımıyla seslendirilen seslerde sorun yaşarlar. Türkçe’de ağırlıklı olarak dudağın kullanımına dayandırılan sesler şunlardır: “b, f, m, o, ö, p, u, ü, v,” Bu seslerde bulanıklık veya anlaşılma güçlü oluşturan bir konuşma biçimine sahipseniz bunun mutlaka dudak tembelliğinden kaynaklandığını düşünebilirsiniz.
Bununla birlikte dudaklar diğer seslerde de belli pozisyonlar alırlar. Bu yönüyle örneğin “ı, i,” gibi sesleri çıkarırken dudağın katkısı dikkate alınmalıdır. Bu sesler dudak olmaksızın da seslendirilebilirler ama istenen kalitede seslendirilmeleri mümkün olmaz. dudak egzersizleriyle dudak kaslarımızın istenen her hareketi dudaklarımıza rahatlıkla yaptırmasını sağlamamız gerekiyor.

DUDAK ALIŞTIRMALARI


  • Nefesinizi ağzınızdan kuvvetle verirken “poffff” deyin. Hava dudaklarınızı basınçla itsin. Basıncın dudak kaslarınızı
  • şiddetli zorlaması sağlayın.
  • Sıkı sıkı kapalı ve dişlerinize yakın -çeneniz kapalıya yakın- tuttuğunuz dudaklarınızdan üflediğiniz havanın dudaklarınızı kuvvetle üfürerek çıkmasını sağlayın.
  • Dudaklarınızı kapatıp ileri uzatın ve dairesel hareketlerle hızla döndürün. Aşağı yukarı, sağa sola hareket ettirin.
  • Çenenizi kapatın ve hızla “mı, mu, mı, mu” deyin. Ardından aynı şekilde şu sesleri tekrar edin: “fe, ve”, “pe, be”, u, ü”, “o, ö”. Abartı yapmanız ve dudak kaslarınızı yoruncaya kadar çalışmayı sürdürmeniz önemlidir.
  • Bir kalemi yatay olarak dudaklarınızda tutup “Benim memleketim. Bir ben vardır bende benden içeri” deyin.
  • Dudaklarınız iyice yorulduğunda dudaklarınızı gevşetin ve kapalı tutarak havayı dışarı itin. Hava püfürdeyerek dudaklarınızı titreştirerek dışarı çıksın.




30 Temmuz 2016 Cumartesi

Aktörlük mü? Tavsiye edebileceğim bir kaç şey....

Herkese merhaba!

Eminim herkes hayatının bir döneminde
oyunculuğa ve tiyatroya ilgi duymuştur. Ancak geçim sıkıntıları olsun, başaramama korkusu olsun, o zaman ki hayat şartları ya da zamanlama olsun bir şekilde ilgilenmeye ve çaba sarf  etmeye vakit bulamamışızdır. Eğer işte şuan tam zamanı diyorsanız ve gerekli özveriyi sağlaya bileceğinizi düşünüyorsanız, şimdi size anlatacağım bir kaç yöntem size zaman kaybını azaltarak iyi bir sonuca ulaşmanıza yardımcı olacaktır.

Tamam belki hayallerinize açılan kapıyı gösteremeyeceğim ama o kapıya ulaşmak için basit bir başlangıç rehberi gösterebilirim. Aynı yollardan bende geçtim. Bu yüzden deneme yanılma kısmıyla uğraşmayın istiyorum...


Bir kaç başlık altında yaşınızın ve durumunuza göre bu kısımları anlatmaya çalışacağım...

1. Oyunculuk bölümlerine hazırlanmak...

2. Oyunculuk kurslarına gitmek...

3. Kendi çalışmalarınız...

Böyle bir mesleği seçtikten sonra, ister istemez sorumluluklarınız ortaya çıkacaktır. Tabii başlangıçta sadece kendinize karşı...

Örneğin her zaman iyi bir diksiyon ve artükilasyon sizin olmazsa olmazının olmalıdır. Ayrıca kilonuz ne olursa olsun zinde bir bedeniniz olmak zorunda...

Eğer ciddi bir eğitim almadıysanız ve herhangi bir çalışma tecrübe etmediyseniz öncelikle çalışılacak çok konu var demektir.

Siz şimdi diyeceksiniz, televizyondaki oyuncuların hepsi mi bu eğitimi alıyor? Benim cevabım evet olacaktır. Çünkü dizilerde ve filmlerde kayda değer oyuncuların hepsi hayatının bir döneminde bu eğitimleri almışlardır ve hala alıyorlardır. Böyle bir eğitimi almayanlar ise emin olun kayda değer oyuncular değillerdir.

Burada sözlerimin yanlış anlaşılmaması için bir açıklama gereği hissediyorum. Şöyle ki herhangi bir üniversite-oyunculuk mezunu olmayıp çok iyi sanatçılar var değil mi? Evet, ama onlar da emin olun bir çok oyun, bir çok çalışma ile bugünkü noktalarına geldiler.
Anlatmaya çalıştığım hiçbir yetenek tanrı vergisi değildir. O yeteneği nasıl işleme beceriniz olmasıdır önemli olan.


Morgan Freeman
Size şöyle bir örnek vereyim: ünlü oyunculuk hocası ve kuramcısı Eric Morris, avrupa da seminer verdiğinde Hollywood'un en önemli oyunucularından Morgan Freeman da peşinden gitmektedir. Çünkü O bile hala eğitim alma ihtiyacı duyuyorsa emin olun öğrenilecek de çok şey vardır.

Eğer sizde bu sanata gönül vermek istiyorsanız, hiç bir zaman geç değildir. Bir yerden başlamak lazım değil mi? Eğer öğreneceğim çok şey var diyorsanız. Sizde koşmaya başlayın! Bilgi birikiminiz ve tecrübeniz yeterli olduğunda koşmayı bırakmayın.

Bu blogu hazırlama amacım oyunculuğun sanıldığı kadar basit bir meslek olmayışını göstermek ve kaç yaşında olursanız olun; ister profesyonel bir oyuncu, ister amatör mutlaka ilginizi çekecek bir çalışma ve teknik bulabilecek olmanızdır...

Herkese kolay gelsin...







Tirad Çalışması ve Stanislavski kuramında coşku & duyu belliği



Tirad Nedir?

Bir oyun kişisinin belirli bir nedenle; bir duygu durumunu, bir düşünceyi ya da bir olayı anlattığı; sadece bir kişinin replikleriyle aktarılan durumdur.

Genco Erkal
Bir Delinin Hatıra Defteri
2015


Tirad Nasıl hazırlanır?

Yukardaki tanımda en önemli kısım  "bir neden" ile başlamış olmasıdır. 

Biraz daha açayım... Bir çok oyunda oyun kurgusu neden-sonuç ilişkisi gözetilerek birbirine bağlıdır. Haliyle oyun kişisinin söyleyeceği söz, bir nedenden dolayı sonuç olarak çıkmalıdır. Eğer o tirad da söylenen sözlerin nedeni ya da başka bir tabirle neden söylediği anlaşılmazsa bütün çalışma da boşuna gidecektir.

Örneğin Tenesse Williams'ın, sırça hayvan koleksiyonu adlı oyunundaki Tom karakterini ele alalım.



Tom: Bak dinle! Şu ayakkabı mağazasındaki işe bayıldığımı mı sanıyorsun? Avrupalı ayakkabıcılara aşık olduğumu mu düşünüyorsun? Şu selotesk kaplamalı yerde floresan ışıklarının altında elli beş sene geçireceğimi mi sanıyorsun! Bak sabahları oraya gitmektense, birisinin demir bir çubukla beynimi patlatmasını tercih ederim!....


Burada hayallerinin peşinden gitmek isteyen bir gencin sonunda annesinin konuşmalarına daha fazla dayanamayıp duygusal bir patlama yaşadığını okuruz. 

Ancak bu durumu oyunculuk sınavlarında tek kişi olarak sahneye çıktığımız için göstermemiz zorlaşacaktır. Burada ne mi yapmamız gerek?

Şimdi annesinden dolayı bu duygusal patlama yaşadığını biliyoruz. Ama sahne de anne yok. Bu durumda annenin metinde önceden söylediği sözleri aklımızdan geçirerek, tabiri caiz ise kendimizi dolduruyoruz. 

Tabii bunları demesi kolay diye bilirsiniz. Ancak anneniz, babanız ya da kardeşinizle bir tartışmanızı düşünün? Artık bir yerde yeter demez miyiz? Ya da artık beni dinleyeceksin! dediğimiz zamanlar muhakkak olmuştur.

O  zaman buradan çıkaracağımız sonuç:
  • Gündelik yaşamda, yaşadığımız duygu ve tepkilerle oyundaki duygu ve tepkiler arasındaki benzerlikleri aramak olacaktır.


Tom, annesiyle böyle bir duygusal patlama yaşıyorsa, benim yaşantım da benzer duygu durumları oldu mu? Olduysa ben nasıl tepkiler vermiştim şeklinde sorular sormak gerekmektedir.

Oyunculuk bölümleri ve kurslardaki mimik dersleri, büyük çoğunlukla bu soruları bulabilmeniz için verilmektedir.

Bunu daha ayrıntılı bir şekilde Konstantin Stanislavski'nin "Bir Aktör Hazrılanıyor" adlı kitabında ki
coşku/duyu belleği kısmında bulabilirsiniz.


  •  Unutmayın ki, sahne de tek başınıza kaldığınız zamanlarda (partneriniz yoksa) duygu kendi kendi size gelmez. kendinizin bulması gereken ve aşağıdaki yöntemde de anlatacağım konularla içsel (duygusal) durumunuzu güçlendirebilirsiniz. Tabiri caiz ise duyguya girebilirsiniz.




Bu konu, Stanislavski'nin  kitabındaki konulardan sadece bir tanesidir. Ayrıca: Eylem, imgelem, dikkatin odaklanması, kasların gevşemesi, birimler ve amaçlar, inanç ve gerçeklik, coşku/duyu belleği, kesintisiz çizgi vb. gibi birçok konuyu içermektedir.

Stanislavski'nin  sistemi, dünya çapında kabul görmüş ve uygulanan bir oyunculuk yöntemidir. Ülkemizde de oyuncu yetiştirme yaygın biçimde Stanislavski yöntemine dayalı sürdürülmektedir. Tiyatro eğitim kurumlarında ders veren hocaların kişisel birikimleri ile bu yöntem biraz gelişse de, oyunculuk eğitimi ağırlıklı olarak Stanislavski’e dayandırılmaktadır. 

Stanislavski yöntemi kısaca; Rusya’da 1900’lerin başında disiplinsizliğe dağınık çalışmaya, yıldız oyunculuk sistemine, kaprisli, kompleksli, teşhirci dağınık çalışmaya, yıldız oyunculuk sistemine, kaprisli, kompleksli, teşhirci, abartılı konuşan ve yapay oynayan oyunculara bir tepki olarak Realizm doğrultusunda geliştirilmeye başlanan bir yöntem olarak özetlenebilir. Yöntemin temelinde ise, esin beklemeden yaratıcı, inandırıcı ve doğal bir oyunculuk vardır.

Stanislavski, yöntemini oluşturmaya başladığı ilk yıllarda iç aksiyon/ruhsal gerçeklik (bilinçli teknik yoluyla bilinçaltına ulaşarak rolü yaşama) sanatını geliştirmeye başlamıştır. Stanislavski’e göre psikolojik yaşantımızı akıl, irade ve duygu yönlendirir. Oyuncu için akıl ve iradeyi denetleyebilmek kolaydır. Ancak duyguları denetim altına alabilmek için oyuncu rol kişisi ile kendi benliği arasında benzerlikler bulmaya yönelmeli ve yaşama doğrudan bakabilmelidir. Sanatçının 1936 yılında yayımlanan “Bir Aktör Hazırlanıyor” kitabı yönteminin iç mekanizması üzerinedir: Eylem, imgelem, dikkatin odaklanması, kasların gevşemesi, birimler ve amaçlar, inanç ve gerçeklik, coşku/duyu belleği, kesintisiz çizgi vb. gibi birçok konuyu içerir.

Stanislavski’nin geliştirmeye başladığı yöntem öğrencileri ve çalışma arkadaşları tarafından da geliştirilmiş ve Amerika’ ya oradan da tüm dünyaya kadar uzanmıştır. Bu yöntemi geliştirerek günümüze kadar ulaşmasını sağlayanlar arasında Vakhtangov, Meyerhold, Mikael Çekhov, Richard Boleslawsky, Sonia Moore, Stella Adler, Lee Strasberg, Elia Kazan'ın ‘Oyuncular Stüdyosu’, Eric Morris'in geliştirdiği 'Morris Metodu' önem taşır.


Bir sahne ya da tirad hazırlamak tabii ki bu kadar basit bir durum değildir. Ancak bu kitabı okumanız size genel olan sahne dili yakalamanızda yardımcı olacaktır. Ayrıca konservatuar düzeyin de eğitim veren bütün kurumlar da bu kaynaktan yararlanmaktadır. Oyunculuk temellerini bu kaynaktan faydalanarak inşa etmektedirler. 


Tirad çalışmalarını ve stanislavski'nin kuramını aktarmaya devam edeceğim...

Soru ve önerilerinizi lütfen benimle paylaşın!

Yorum kısmı sizin  (:   :(

Herkese Kolay Gelsin!